17 Ocak 2017 Salı

Mars'a İntihar / Firkan Gülaydın

 
 

O gün hiç olmadığı kadar yoğunlaşmıştı duyguları. Ekip arkadaşlarının neşe dolu kahvaltısına eşlik etmemişti. Sade bir kahve koydu kendine. Kabinine geçti, sessizlik uğultusu tüm bedenini sarmıştı. Yavaş hareketler ile bilgisayarını açtı. Düşündüğünü yapmak ve yapmamak arasında kararsızdı. Ama bugün için kendine koyduğu kuralı çiğneyecekti ve aylar sonra ilk kez Dünya’dan bir insan ile iletişime geçecekti.

Genç adam, dokuz aydır Mars yolundaydı ve oraya kurulacak koloni için gönüllü olmuştu. İlk on teknisyeni saymazsak, sonrasında gönderilen ilk ekip içinde kendine yer bulmuştu. Bunun için son dört yıl teknik ve psikolojik eğitimlerden geçti.

Sevdiği her şeyi geride bıraktı. Kar yağdığında Abant gölü kenarında ada çayı içmeyi, çam kokan ormanlarda kamp yapmayı, İstanbul fotoğrafları çekmeyi, çocukluk arkadaşlarını, köpeği Darwin’i, ailesini... Ama canını en çok yakan ve bu denli hüzünlü olmasına sebep olan bir kişi vardı. Okyanus gözlü, beyaz tenli kız.

Mars için gönüllü olduğunu söylediğinde, kız arkadaşı sinirden deliye dönmüştü. Oda da ne varsa kırıp dökmüş ve avazı çıktığı kadar bağırarak küfürler, hakaretler savurmuştu. O geceyi anımsadı genç. Yüzüne küçük bir tebessüm düştü. Okyanus gözlü için bu aptalca bir şeydi ve intihardı. Genç sakince kızın gözlerine baktı, derinlere inemeye çalıştı. Haklısın dedi, kısık bir ses tonuyla. Haklısın. Hiç bir şey açıklayamadı. Kendisini savunacak tek bir cümle dahi dökülmedi dudaklarından. Okyanus gözlü büyük bir hırsla sarıldı genç adama, büyük bir öfke duyuyordu ama yine de tutku ile sarıldı. Sonra genç adamın yüzüne baktı, gözlerindeki yaşı sildi ve gitti... Bir daha hiç görüşmediler...

Şimdi genç adam bu yolculuğun sebebini geride bıraktığı sevgilisinin  bilmesi gerektiğine inanıyordu. Arkasına yaslandı bir kaç dakika öylece kaldı.

Çok geçmeden kızın mail kutusuna şu satırlar düştü;

 


Mars’a Adalet, Özgürlük

Biliyorum bunu sana ve beni sevenlere yapmaya hakkım yoktu. Dönüşü olmayan – senin deyiminle – intihara gidiyorum. Ama şunu bilmelisin; bunu kişisel fantezilerim ya da adrenalin tutkum için yapmadım. Ki bu çok zor ve dayanılması güç bir süreç. Yaklaşık bir yıldır mekikteki otuz kişi dışında kimseyi görmüyorum ve küçücük, kapalı duvarların içinde yemek yemek ve işemek dışında hiç bir şey yapmıyorum. Daha da hedefimize varmak için yolumuz var. Endişe etme, sıkıştırılmış atmosfer ortamında bizlere yetecek oksijenimiz orada hazır. Enerji kaynaklarımız var ve küçükte olsa bir tarım alanımız bizi bekliyor.

Biliyorum sana çok acı verdi bu kararım. Bir daha görüşemeyeceğiz. Çocuklarımız olmayacak. Birlikte kamp yapıp ateşin başında şarkılar mırıldanamayacağız.

Ama ben inandığım şey için bu yola çıktım. Ben ve burada ki herkes kendimizi gelecekte ki insanlık için feda ettik.

Çünkü; Okyanus Gözlüm,

Burada bizler yeni bir hayat oluşturacağız. Dünya’dan ve insanlardan dersimizi aldık.

Savaş aletleri üretmeyeceğiz mesela, sokaklarımızda kimsesiz çocuklarımız olmayacak.

Para üretmeyeceğiz, toprak için insan katletmeyeceğiz, siyasetçiler ve dini kullanan – sözde din adamları – yetiştirmeyeceğiz. İnsana insan kul etmeyeceğiz.

Bir yanımız açlıktan ölürken diğer yanımızda çöpe atılan yemekler olmayacak asla. Henüz hayal kurmayı bile yeni öğrenmiş kızlarımıza kimse tecavüz etmeyecek. Gösteriş için hayvan derileri yüzmeyeceğiz.

Mars’ta doğan hiç bir bebek Dünya’nın zulmüne kurban gitmeyecek. Henüz okul çağındayken bile, gördükleri, izledikleri, yaşadıkları karşısında iyilerden mi yoksa kötülerden yana mı olacak, taraf seçmek durumunda kalmayacak.

Ten rengi için, inandığı Tanrı, nesne varlık vs. İçin kimse tarafından küçümsenmeyecek.

Kısaca okyanus gözlüm, ben yeni bir hayat için bu yoldayım. Dünya’nın zulmü asırlardır değişmedi, iyilerin gücü buna hiç yetmedi. Zalimler her çağda, başka kılıkta başka sebep yüzünden hep zulüm ettiler, savaşlar yarattılar.

Şimdi ben adaletli ve yaşanmaya değer bir hayat için çalışacağım. Senin için, öpmeye doğayamadığım göz kapakların için. Hiç doğmayacak çocuklarımız için. Masumlar için, kimsesizlerin çığlığı olabilmek için sonra.

Sana olan sevgimden şüphen olmasın, seni seviyorum. Öyle derin ki bu, hissettiğini biliyorum.

Korktuğunda bir gece, yorgun düştüğünde hayattan, üzerine gelmeye başladığında duvarlar, tüm yolların çıkmaz sokağa vardığında;

derin bir nefes al ve gökyüzüne bak, tüm yıldızlar benim, her sabah pencerene vuran umut ışığı benim, narin saçlarına  düşen ılgın kar taneleri benim...

Şimdi; sadece beni anlamaya çalış. Ben seni sevdim, mutlu oldum, hepsi bu!

 

Hıçkırarak okudu bu satırları genç kız. Henüz göz yaşlarını bile silmeden Mars’a 2029 yılında kurulacak koloni için gönüllü oldu, başvuru formunu doldurdu.

Tek dileği seçmelere kalmak ve sınavları geçerek gitmeye hak kazanmaktı. Genç adamın inşaa ettiği yeni hayatın içinde var olup, çocuğunu bu temiz yaşamın içinde büyütmekti.

Masanın üzerinde duran not defterine şöyle yazdı ;

Mars’a umut yolculuğu, yeniden var oluş hikayesi.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder